10 Mart 2014 Pazartesi

En Kıymetli... Evime Hoş Geldin.

Uzun zamandır yaşam alanıma bir Allah lafzı istiyordum.

Öyle bir şey olmalıydı ki manadaki o çiçek çiçek huzuru yansıtsın... Çok aradım çok taradım ama bir türlü istediğim gibisi çıkmadı karşıma.

Bir şeyi çok istersen Mevlam kayıtsız asla kalmıyor ya, Filiz Hanım'la yollarımızın kesişmesi de orada başladı.

Instagram hesabımda fotoğraflardan birine yazdığı yorumla fark ettim. Baktım ahşapı eğmiş bükmüş herkesin hayallerini yansıtmış. Bir de ben çalayım dedim kapısını. :) Aklımdakini anlattım. Doğrusu sadece fikri duyunca bile bu kadar heyecanlanacağını tahmin edemezdim.

İngiltereden aldığım LOVE yazısını bilenler bilir... Şekil şemal itibarıyla ona benzer bir şey vardı aklımda. Önüme taslak tasarımlar geldiğinde bir baktım aynısını yapmış bile maharetli eller.


Biri benim evimi taçlandırırken iki tanesi de sevgili anneciğim ve kayınvalideciğimin evine huzur katmaya gittiler. Bu iki güzel anne için bundan daha manalı bir hediye düşünemedim açıkçası. :)


Country - Vintage dekorasyon düşkünlerinin arayışlarına son verecek bir tasarım çıktı ortaya kafamda yanan ampul ve Filiz Hanım'ın maharetli elleri sayesinde.

Siz de evinizi bu güzelliklerle dekore etmek isterseniz adres :

www.ahsapdecor.com

http://instagram.com/ahsapdecor




Her türlü soru, öneri ya da paylaşmak istediğiniz her hangi bir konu için: masalevim@outlook.com

Sosyal medyadan takip etmek için: instagram.com/masalevim

 
 

5 Mart 2014 Çarşamba

Her Zaman Dostluk Kazanmıyor...

Şu hayatta ne elde ettiysem hepsi güzel dostluklarla, iyi yüreklerle... Fakat bazen öyle zamanlar geliyor ki "dostunuz" olabileceğini sandığınız insanlar aslında sadece gölgelerden ibaret.

İşin içinde ne var bilemiyorum. Kıskançlık belki de en büyük etken. Ya da çok daha başka şeyler... İnsan ruhuna yakışmayacak, kalbe aykırı şeyler.

En kötüsü de yanınızda olmasını beklerken karşınıza geçen insanların hala sizden ilham alıyor oluşu... Sizin cümlelerinizi, sizin gerçekleştirdiğiniz hayalleri kendininmiş gibi yazıp sizin hayatınızı sil baştan yaşamaya çalışıyor oluşu.

Bunu neden yazdım?

Çünkü biliyorum ki bu "dostlar" bu yazıyı okuyacak...

Çünkü biliyorum ki "yine" hiç sesleri çıkmayacak.

Çünkü biliyorum ki "hayatımı" takip etmeye devam edip, günün birinde aynısını yaşamak üzere bir kenara kaydedecek ve çıkıp "bu benim hayatım aslında, bu benim hayal dünyam, bu benim zevkim" diyebilecek. Hem de hiç çekinmeden...

Güzel şeyler yapmaya çalışırken hayatımda hiç görmediğim, tanımadığım insanlardan öyle güzel destekler alıyorum ki...

Belki de bu yüzden dost yerine konulanların sessizliklerine bu kadar kızmak.

Ve belki bu yüzden bazıları sizinle sonuna kadar giderken bazılarını yarı yolda uğurlamak...



İşte böyle...

Herkese iyi bir hafta sonu ve hayat boyu mutluluklar...

Cookie

3 Mart 2014 Pazartesi

İç Mimar Olma Yolunda...

Herkese merhaba :)

Bugünkü postumun konusu diğerlerinden farklı...

Hem maillerde hem instagramdaki yorumlarınızda sürekli keşke iç mimar olsaydınız diyen sevgili takipçilerim aslında uzun zamandır aklımın bir köşesini kurcalayan, içten içe uzun zamandır acaba? diyerek uyandığım bir şey için beni yüreklendirmiş oldular.

Her birinize ne kadar teşekkür etsem az.



Dekorasyonu bu kadar çok seviyorsam bir profesyonel olma yolunda adım atmalıyım dedim ben de. Bu yüzden okuyup mesleğini eline almış biri olarak ikinci kez öğrenci olma yolundayım. :)

Mekan ve mobilya tasarımı konusunda ülkemizdeki mimari ve dekorasyon anlayışını büyük çapta değiştirmek üzere artık benim de çorbada tuzum bulunsun istiyorum. Elbette bu kez bir profesyonelin bakış açısı ve dokunuşuyla...

Elbette hayatında birçok şeyi oturtmuş birinin birden böyle bir karar alması ve uygulamaya koyması zor... Ancak önemli olan içindeki sese kulak vermek diyerek yola çıkmak üzereyim. Desteklerinizi hiç esirgemeyin. :) Ve tabii bir de duanız... En çok ona ihtiyacım var.

Postumu okuyan ve bu alanla ilgili olan, öğrenci profesyonel fark etmez benimle iletişime geçerse çok sevinirim. Zira paylaşacak, soracak çok şeyim var.

Sevgiler,

Cookie

Her türlü soru, öneri ya da paylaşmak istediğiniz her hangi bir konu için: masalevim@outlook.com

Sosyal medyadan takip etmek için: instagram.com/masalevim

21 Şubat 2014 Cuma

Dekorasyon Üzerine...

Gelen maillerde sorulan şeyler genellikle dekorasyon üzerine tavsiyeler oluyor. Instagram da çok uzun yazılar yazmak sorun olduğundan sanırım bu konuyla ilgili kendimce düşüncelerimi buradan paylaşmak daha isabetli olacak.

Bu yazımda son zamanlarda gözlemlediğim dekorasyon hataları, riskler ve çözümlerinden bahsetmek istiyorum biraz.


Özgün Olun

Eviniz bir English Home ya da IKEA kataloğu değil, eviniz sizin dünyanızı yansıtacak olan bir ayna. Bu yüzden kataloglarda ne görürseniz evinize tıpkısını uygulamaya çalışmayın bu keza gördüğünüz başka bir ev için de geçerli. Sevdiğiniz, beğendiğiniz evlerden, kataloglardan, fotoğraflardan ilham alabilirsiniz ama birebir aynısını yapmaktan kaçının...

Beğendiğiniz bir evin sahibi evini muhtemelen kendi şartlarına göre dizayn etmiştir, bunda odanın aldığı ışıktan tutun da odadaki bir kirişin yeri bile çok önemli. Siz aynı şeyleri kendi evinize aynı güzellikle oturtamayabilirsiniz, bu da sizin için sonunda bir hayal kırıklığı.

Aynısı gezdiğiniz mağazalar, karıştırdığınız dergiler içinde geçerli. Mağazalarda eşyaları büyük bir alanın içerisinde görürsünüz ve hatta çoğu mağaza şartlarına uygun olarak daha küçük boyutlarda çalışılmıştır. Yani büyük bir göz yanılsaması. Aldığınız bir eşyanın mağazadaki duruşu değil evinizde nerede ve nasıl duracağı önemli asla unutmayın.



Detaylarda Boğulmayın

Artık tarzınıza karar verdiniz şimdi sırada alışveriş safhası var. Öyleyse şu detay tuzaklarından kaçınmayı iyi bilmelisiniz. O kadar çok rastlıyorum ki. Ya çeyiz düzerken ya da yeni bir dekorasyon düzenlemesi esnasında ev sahibi tabiri caizse ne görürse alınıyor...

O kadar alındıktan sonra kullanmamak da olmaz düşüncesiyle onları evin bir yerlerine tıkıştırma çabası başlıyor. Sonra nereye dönseniz bir detay, nereye dönseniz bir obje. Bu da en sonunda yaşam alanınızın enerjisini düşürüyor. Eşyaları cansız varlıklar olarak değerlendiriyor olabilirsiniz ama hepsinin bir enerjisi var.

Buna en güzel çözüm: Yeni aldığınız mavi objeyi kullanacaksanız, yeşil olanını kaldırın mesela. Yani değişimli kullanın. Ben orta sehpa dekorumu sık sık değiştiriyorum mesela. Cupcakeleri kaldırıp sevgililer günü temalı böyle bir köşe oluşturmuştum.

Kısacası, Vintage, Country dekorasyon uygulayacağım diye mağaza stantlarını andıran kalabalık ve karmaşık köşelerden uzak durun.





Sabitlenip Kalmayın

Desenler dekorasyonda önemli yer tutuyor. Ancak dozunda kullanmazsak vezir edeceğine rezil de edebiliyor. Dengeye dikkat etmeli ve illa bir şeyi çok seviyorsunuz diye ona sabitlenip kalmaktan kaçınmalısınız. Çiçek desenini çok seviyorsanız hem koltuklara hem halıya hem perdeye uygulamayın. Tek bir yerde hatta bazen minicik detaylarda bile kullanarak istediğiniz görüntüyü yakalayabilirsiniz.

Aynı şey renkler için de geçerli.

Yatak odası dekorasyonunda desen detayı dağılımı benim için önemliydi. Perdelerimi çiçek detaylı düşünmüştüm ancak sonrasında yatak örtülerimin hep çiçekli olduğu geldi aklıma bu doğal bir hareketlilik demekti oda için... O yüzden perde seçeneğini tamamen eledim. Ama minik perde bağımla küçük bir detay eklemekten çekinmedim.



Desen tercih ettiğim asıl nokta yalnızca tek duvarda olmak üzere duvar kağıdı oldu. Bunu da ışığın geliş açısına göre en uygun konuma koymaya çalıştım, ayrıca duvarın rengine yakın fazlasıyla soft bir desen seçtim böylece odada görmek istemediğim o karmaşadan kurtulmuş oldum. Duvar kağıdı kullanacaksanız seçeceğiniz desenden uygulayacağınız konuma kadar birçok kriterin önemi olduğunu unutmayın.


Bir konu daha var ki abajurlarınız ve avizeniz, avizeniz ve duvar renginiz ya da perdeniz bunların hiçbiri takım olmak zorunda değil. Aksine dengeyi kurmak adına bir yerde kullandığınızı başka bir yerde kullanmamak daha akıllıca. İşte bu da bu oda için avize ve abajur seçimlerim.




 
Daha sonra devam etmek üzere şimdilik yazımı burada sonlandırıyorum. Hepinize keyifli hafta sonları.

Sevgiler,
Cookie



Her türlü soru, öneri ya da paylaşmak istediğiniz her hangi bir konu için: masalevim@outlook.com

Sosyal medyadan takip etmek için: instagram.com/masalevim
 
 
 
 
 

19 Şubat 2014 Çarşamba

Fincan Tatlısı

Merhaba,

uzun bir zamandır bloggerın verdiği veri hataları sebebiyle bloğumdan uzağım. Bildiğim birkaç yöntem sonuç vermeyince en sonunda sıkılıp bırakmıştım.

Ama nihayetinde çözümü Google amca sayesinde buldum. Eğer sizin de başınıza geldiyse bloghocam ın bu postunda belirtilenleri izleyerek bu sorundan kurtulabilirsiniz.

Gelelim bugünün postuna :)

Geçenlerde evdeyken yine alelacele uydurduğum bir tatlı tarifini sizlerle de paylaşmak istedim. :) Hem sunumu şık hem tadı nefis hem yapımı kolay. Daha ne olsun değil mi?

FİNCAN TATLISI




Malzemeler:

Birkaç tane kedi dili bisküvisi.
Biraz çilek
Yarım paket vanilyali puding ve pudingi hazırlamak için süt.
Kakao ve azıcık şeker

Kremasi icin: Yarım paket hazır krema
Pudra şekeri

Yapılışı:
Vanilyalı puding hazırlayın.
Puding piştikten sonra küp küp kestiğiniz çilekleri içine atıp karıştırın.
Çilekler kivami yoğunlaştıracağı için pudingi birazcık fazla sütle hazırlayabilirsiniz...
Başka bir tarafta fincanınızın dibine bisküvileri ufalayin, kakao ve şekerle hazırladığını suyla bisküvileri ıslatın üzerine çilekli puding karışımından dökün.
Sonra aynı işlemi bir kat daha tekrarlayın.
Son olarak yarım paket krema ve birkaç kaşık pudra şekerini mikserde minik tepecikler oluşana dek çırpın.
Kremayı krema torbasina doldurun ve tatlınizin üzerini süsleyin.




Afiyet olsun.
Cookie.



Her türlü soru, öneri ya da paylaşmak istediğiniz her hangi bir konu için: masalevim@outlook.com

Sosyal medyadan takip etmek için: instagram.com/masalevim

17 Ocak 2014 Cuma

Kolay Tiramisu

Merhaba yine arşivdeki tariflerden birini ekleyeyim istedim. :)

Söz konusu ben olunca her şeyin başında bir "kolay" oluyor maalesef. Çünkü sanırım tek bir boş dakikam bile yok. Her an bir şeylere yetişme çabası halindeyim. Velhasılı mutfakta vakit geçirmeyi ne kadar çok sevsem de maalesef oraya ayırabileceğim zaman da hep kısıtlı. :(

Sorumlulukların taşıdığın bir iş, bir ev, bir eş bir de vakit ayırmak zorunda olduğun diğer şeyler...

Sadece fotoğraf merakım bile bazen günümün yarısını meşgul edebilirken üstüne bir de şunu boyayım bunu dikeyim bunu pişireyim evi de temizleyeyim demek kaç bin parçaya bölünmektir sayamıyorum bazen!  :)

Bu yüzden genellikle elimi çok oyalamayacak bir çırpıda yapabileceğim tarifleri seçiyorum ya da kafamdan uyduruyorum. Genelde uydurduğum bu tariflerin çoğu da kalan malzemeleri bozulmadan değerlendirmek ve çabucak ortaya bir şeyler çıkarmak adına oluyor.

Bu da uydurduğum bir Tiramisu tarifi :)

Malzemeler:

10-12 adet kedi dili bisküvisi
Birkaç kaşık krem peynir (ben tam bir ölçü kullanmadım evde kalanın hepsini kullanarak yaptım)
Yarım bardak kadar Nescafeli şekerli su karışımı
Yarım paket hazır vanilyalı puding




Yapılışı:

Yarım paket hazır pudingi arkasındaki tarife göre pişirin, sıcakken içine krem peyniri karıştırın.

Bisküvileri kupların içine ufalayın. Kahveli, şekerli su karışımı ile ıslatın. Üzerine puding karışımından dökün. Pudingin üzerine tekrar bisküvi ufalayın, ıslatın ve bir kat daha puding dökün. Son olarak üzerini kakao ile süsleyip dolapta dinlendirdikten sonra servis yapabilirsiniz.

Ben süslerken çikolatalı pirinç patlağı da kullandım. *** Bu ölçülerden yaklaşık 3 kup çıkıyor.
 
Afiyet olsun...

Cookie

13 Ocak 2014 Pazartesi

Alman Pankeki (Mini - Kolay Pankek)

Uzun zamandır mutfağımdan çıkanlarla ilgili bir post girmemişim baktım ki. Elimde hazır resmi olan tariflerden ekleyeyim dedim.

Instagram sayfamda daha önce yayınladığım bir tarifti.

Hem çay saatleri hem de kahvaltılar için oldukça ideal... Pankeki zaten çok seven biriyim ama bazen tavanın başında bekleyip tek tek pişirmesi tabiri caizse "üşendirici" olabiliyor. :)



İşte bu noktada da Alman Pankeki devreye giriyor... Muffin kalıplarında ve fırında pişen bir tarif olduğundan yapmanız gereken tek şey malzemeleri çırpmak, karıştırmak ve kalıplara döküp fırına vermek. Orijinali şekerli değil ama ben hafif tatlı sevdiğim için şeker miktarını kendime göre ayarladım.

Malzemeler:

3 yumurta
1 su bardağından biraz daha az süt
2 yemek kaşığı dolusu tereyağı (eritilip de kullanılacak)
2 çay kaşığı şeker (bu benim kendi ölçüm daha fazla da kullanılabilir)
1 çay kaşığı vanilya özü
Aldığı kadar un (akışkan bir krep kıvamı olana kadar eklenecek)

Yapılışı:

Fırınınızı 200 dereceye ayarlayıp ısıtmaya başlayın bir yandan da muffin kalıplarınızı yağlayıp hazırlayın.

Karıştırma kabınızda sütü ve yumurtaları mikserle çırpın. Ardından un hariç kalan malzemeleri de ekleyip çırpmaya devam edin. En son, akışkan bir krep kıvamı elde edene kadar unu da ekleyin ve iyice karıştırın.

Sonrasında hamurunuzu üzerinden biraz mesafe kalacak şekilde kalıplarınıza paylaştırın. Önceden ısıtılmış fırına verin ve puf puf olana dek 15-18 dk pişirin.

Bu tariften yaklaşık 6-7 kalıp doluyor.

Püf noktası: Pankekleri fırından çıkardıktan sonra üzerleri sönüp çukurlaşmaya başlayacak. Yeterince çukurlaşmazsa bıçakla biraz oyabilirsiniz. Çukurlaşan yerlere reçel, sos ya da marmelat koyup üzerine de pudra şekeri dökerek servis edebilirsiniz.

Şekillerinin bozulmaması için tamamen ılımadan kalıptan çıkarmayın.

Ben dondurulmuş böğürtlen, 1 tatlı kaşığı nişasta, şeker, vanilya özü, yarım bardak su ve birkaç damla limon suyuyla hazırladığım sosla servis yaptım.




Afiyet olsun,

Cookie